İyi bir enstrüman yapmaya
çalışırken işin baştan planlanması gerekiyor... Öncelikle
tekne yapımında kullanılacak ağacın cinsinin belirlenmesi
gerekiyor...Hangi ağaç cinslerinin hangi sesleri yansıttığı
bilimsel olarak (Bizler için:)) bilinmese de deneme yanılma
yöntemleriyle belirlenmiş bulunuyor. Bu sadece Bağlama için
geçerli. Batılılar için bu yönde bir problem artık
bulunmuyor. Ağaçların cinslerine göre sertlik dereceleri,
bükülme oranları, kırılganlıkları, yansıtma, esneme, direnç
vs. biliniyor.
Teknede kullanılacak ağaç seçildikten sonra Klavyede kullanılacak ağacın
seçimi geliyor. Az lifli, tellerin uygulayacağı basıncı kaldırabilecek
dayanıklılıkta ağaçların seçilmesi gerekiyor. Ben Batılı yapımcıların
Gitarlarda kullandıkları şekilde Altta Akçaağaç üzeri Pelesenk veya
Abanoz presli klavye kullanıyorum. Sonraki aşamada ise ses tahtasının
seçimi geliyor... Bunda da dayanıklı ve uzun ömürlü olması açısından
Ladin kullanıyorum. Piyasa da ise değişik ağaçlar kullanılıyor... Ancak
şu ana kadar gördüğüm (en eskisi 40 yıllık) Ladin kullanılmış
bağlamaların ses tahtalarında bir esneme olmadığıdır...Sonrasında hangi
sertlik veya yumuşaklıkla bir tını elde edilmek isteniyorsa ona göre
ağaçların işlenmesi gerekiyor... Bağlama ustası Kemal Eroğlu’nun dediği
gibi kullanılacak ağaçların birbirlerini sevmeleri gerekiyor. Kaba
hatlarıyla bağlama ortaya çıktıktan sonra ince işçiliğe sıra geliyor ki
bu da ayrıca bir titizlik gerektiriyor. Yapılan en küçük bir hata
cilanın altından kendini olanca çıplaklığıyla gösteriyor. Ki, bu da
sonuçta ciddi bir moral bozukluğu yaratıyor... Bunun olmaması için
konsantre olmak gerekiyor.
Türkiye üretimi bağlamaların en büyük özelliği dışta kullanılan
süslemelerin albenisidir. Gerçekten de çok temiz ve göze hitapeden
bağlamalar üretiliyor... Bağlamanın göze hitap etmesini yadırgamamak
gerekiyor. Temiz işçilik önemli, ancak kulağa hitap eden kısmı ile
kullanım kolaylığı daha da önemli... Burada küçük bir ayrıntı da var.
Bağlamanın ham halinde ne kadar çok hata varsa üzerine o kadar çok
süsleme (kaplama) yapıştırılıyor...İnsanların çöpe atmak iştediği şekil
ve görünüm itibariyle hatalı eski bağlamalardan o kadar güzel tınılar
elde ediliyor . Atölyede aylarca duvarda asılı duran ve özellikle
gençlerin) eline dahi almadığı kötü görünümlü eski oyma Gürgen bağlamayı
ancak profesyoneller değerlendirebiliyor
Ortalama olarak teknenin et kalınlığını 4 mm alalım. Kenarına çekilen
çıtanın kalınlığı da 2 ile 3mm arasında değişiyor. Bu durumda ses
tahtası teknenin üzerine ancak 1 mm veya 2 mm kadar oturuyor. Bu durumda
araya giren çıta tekneden gelen sesin yansımasını engelliyor. Bu durumda
da ses geliyor tabi... hatta çok iyi ses verenler de var. Ancak bu o
tekneden elde edilmesi gereken doğal ses değil. Aradaki ikinci bir ağaç
cinsinden dolayı gerçek ses yansıtılmıyor. İki sevgilinin arasındaki
yabancı varlık gibi. Diğer bir dezavantaj da ses tahtasının tekneye tam
oturmamasından dolayı basınç gövdeye eşit bir şekilde yansımıyor.
Tellerin uyguladığı basıncın eşit yansımamasından dolayı ses de
dalgalanmalar veya arada ses geçmemesi gibi pozisyonlar da olabilir.
Daha da kötüsü en küçük bir darbede ses tahtası bir kaç yerinden
çatlayıp içine göçebiliyor.
Ses’i
de bir elektrik akımı gibi düşünebiliriz. Aradaki bir yabancı madde
akımı kesebiliyor veya az geçirebiliyor.
İkinci
örnek: Burgular geriye doğru eğik olarak takılıyor. Yandan bakınca bu
daha estetik görünüyor.. Ancak bu tür bağlamaları kullananlar bilirler
ki bu kullanıcıya yapılan en büyük kötülüklerden birisidir. Burgu dönüş
yönüne uygun olarak teli deliğin içine doğru çeker. Bir kaç bükmeden
sonra ise burgu kendini dışarıya atar.
Tel
Yüksekliği: Tellerin gövdeye ve klavyeye olan yüksekliğinin de iyi
ayarlanması gerekiyor. Henüz standardı olmayan bağlamada ideal eşik
yüksekliği 5 mm veya 5,5 mm olarak kabul ediliyor. Tellerin gövdeye
yakınlaşmasıyla kullanımda ve tezene hareketinde büyük kolaylıklar
sağlandığı gibi akort ederken daha ince seslere çıkmak da olanaklı hale
geliyor. Yani iyi ayarlanmış bir eşikle bir bağlama iki ses daha fazla
akort kaldırabiliyor..
Bunun
yanı sıra alt ve üst eşiklerin tam oturması ve tel çizgilerinin temiz
kesilmesi gerekir. Üst eşik hala geleneksel olarak açılan yuvaya
çakılıyor. Eşiğin tam oturmamasından kaynaklı bir veya daha fazla telde
sesler pürüzlü gelebiliyor. Alt eşik içinde aynı şey geçerli... Eşiğin
gövdeye tam oturması gerekiyor..Eşiklerde kullanılan malzemelerin cinsi
de ses üzerinde etkili oluyor. Sadece eşikleri değiştirerek sesi bir
miktar etkilemek (parlak, pes, yumuşak vs.) mümkün.
Bağlamanın sesi üzerinde etkisi olan ciddi hatalardan birisi de Cila.
Sevindirici bir gelişme son yıllarda Nitrolack, Schellack gibi cilalar
kullanılmaya başlandı... Ancak büyük çoğunluk hala Polyester kullanmaya
devam ediyor. Polyester bir mobilya cilası. Bazı bağlamalarda 2mm
kalınlığında olanını gördüm. Avrupada artık mobilyalarda da
kullanılmıyor. Polyester kalınlığından dolayı sesi dışarıya tam
olarak yansıtmıyor. Benim iddiam değişik ağaçlardan yapılmış. hepsi aynı
kalınlıkta cilalanmış 10 ayrı bağlamanın ses özellikleri birbirine
yakındır. Çünkü öncelikle Polyester sesi verir. Polyester kalın ve sert
olduğundan dolayı kolay çizilmiyor. Bizim kullandığımız cilalar ise
bağlama kullanımında özen gerektiriyor... Bağlamayı vurmalı çalgı gibi
kullananlara Polyester cilayı tavsiye ediyorum.
Burgularda kullanılan ağacın cinsi de kullanım kolaylığını birlikte
getirir. Son yıllarda tamamen yanlış gelişen bir moda var ki bu da
Abanoz burgu modasıdır.. Klavyede kullanılan ağacın cinsine göre burgu
kullanılmalıdır. Yakın sertliklerde iki ağaç cinsinin iyi sonuç
vermediğini rahatlıkla söyleyebilirim. Benim tercihim Pelesenk (palisander)
yönünde oluyor. Abanoz kullandıklarım da oluyor. Burguların, burgu için
üretilmiş aletlerle alıştırılarak takılması ve yumuşatıcılarla
desteklenmesi kullanırken kolaylıklar sağlar.
Bu tartışılan bir konudur...
Kimileri üreticiye ödedikleri paranın büyüklüğüne göre
bağlamasının iyi olduğuna karar verir. Kimileri yapımcının
meşhurluğuna göre bağlamasının iyiliğine karar verir.
Kimileri teknedeki ağacın özelliğine, burgusuna, cilasına
göre karar verir... Bu seçenekleri arttırmak mümkün.
En iyi
bağlama benimki diye bir yaklaşım yanlıştır. Enstrüman, kullanıcısına
kendisini rahat kullanma olanağı veriyorsa, kullanıcısıyla arasında bir
iletişim kurabiliyorsa, kullanıcının kendisini ifade etmesine olanak
sağlıyorsa yani kullanıcı enstrümanında kendini ifade edebiliyorsa
(teknik hariç) o enstrüman İYİDİR.
İki
insanın birbirini severek evlenmesi gibi bir durum söz konusu. Arada
anlaşmazlıklar çıktığında da medeni bir şekilde ayrılmak (yeni bir
bağlama edinmek) veya birlikteliği sürdürebilmek için dışardan yardım
aramak gibi yollarla (bağlamaya tamir veya bakım yaptırmak) iyi bir
birlikteliği sürdürmek söz konusu.
Teknik
olarak da temiz işçiliğe sahip, kulağı tırmalamayan sesleri yansıtan,
kullanımda zorluklar çıkarmayan, her altı ayda bir tamir istemeyen
(masrafsız) uzun yıllar dayanabilecek bağlamaya ben iyi bağlama diyorum.
Tabi bazen bu özelliklerin hepsini bir arada bulmak mümkün
olmayabiliyor. O zaman da bir miktar fedakarlık yaparak birlikteliği
sürdürmek gerekiyor.
Bütün enstrümanlar özel bakım
isterler. Biz henüz o düzeyde değiliz ama batılılar
enstrüman kutularının içine özel nemlendiriciler koymayı
bile ihmal etmiyorlar.
Kullanım sonrasında hafif
nemlendirilmiş bir mendil ile bağlamayı silmek gerekiyor.
Teller üzerinde oluşan oksitlenmeyi gidermek için de en
ideali bulaşık sıngerinin sert tarafıyla hafifçe silmek. Bu
seslerin de temiz gelmesini sağlar. Her bağlamaya her
kalınlıkta tel takılmaz. Bağlamanın özelliğine göre telleri
seçmek gerekiyor. Bunun için bilenlere mutlaka danışın.
Uygun tel kombinasyonlarıyla ses niteliklerinin değiştiğini
göreceksiniz.
Evinizde enstürüman için doğrudan güneş almayan ısıtıcılara uzak, nem
olmayan, cereyan ulaşmayan bir köşe seçmelisiniz. Kışın kalorifer veya
soba yanıyorsa odaya bir kapla su koymak ve ıslak havlu asmak iyi bir
yöntemdir. Yazında aynı yöntemler kullanılabilir.
Enstrümanın ses tahtası kirlenmişse bunu gidermek için Alkol, Aseton,
zımpara vs. kullanmayın. İlk ikisi cilaya zarar verebilir. Zımpara ise
ses niteliğini değiştirir.
Enstrümanınızı çaldıktan sonra kılıfına koyarak yerine kaldırın.
Sinan Yılmaz www.tinimuzik.de
Sayfabaşı