Atatürk sadece başarılı bir asker, büyük bir devlet adamı değildir. Aynı zamanda bir halk bilimcidir.
Türkiye Cumhuriyeti'nin temeli kültürdür.
Millî kültürümüzü çağdaş uygarlık seviyesinin üstüne çıkaracağız.
Millî kültürün her çığırda açılarak yükselmesini, Türkiye Cumhuriyeti'nin temel dileği olarak temin edeceğiz.
Sanatsız kalan bir milletin hayat damarlarından biri kopmuş demektir. Musikîsiz hayat mevcut olmaz, müzik hayatın neşesi, ruhu sevinci ve her şeyidir.Bizim gerçek müziğimiz Anadolu halkında işitilebilir.
İlim tercüme ile olmaz, tetkikle olur.
Bu veciz sözleri söyleyen ve konuşmalarında sık sık Millî Kültür terimi kullanan Atatürk elbetteki halk kültürü adamıdır.
Atatürk'ün
Türk halk kültürüyle ilgili görüşleri ve yaptığı çalışmaları Sayın Nail
Tan Atatürk ve Türk Halk Kültürü adlı kitabında detaylı bir şekilde
verilmiştir.
Bu bildiride 1900 yılında Rıza Tevfik
(Bölükbaşı)'in "Nev-Sal-i Afiyet-Salnâme-i Tıbbi" adlı bir tıp
yıllığında yayınladığı "Raks" adlı makalesiyle ülkemizde halk oyunları
konusundan yayınlanan ve yazılan ilk yazısıyla yine 1917'de Selim Sırrı
Tercan'ın derleyip düzenlediği Tarcan Zeybeğini, Kadıköy İttihadı Spor
Kulübü'nde yapılan idman bayramında, İstanbul Öğretmen Okulu
öğrencileri tarafından halka sunulan bu gösteriyle okullara giren halk
oyunları çalışmalarının günümüze kadar gelişi ile ilgili bir
değerlendirmeyi, sizlere kısaca aktarmaya çalışılacaktır.
Halk oyunlarımızın günümüze kadar gelişinde etken olan olayları iki bölümde incelemek yerinde olacaktır.
Birinci
bölümü Rıza Tevfik Bölükbaşı'nın 1900'de yazdığı Raks adlı makalesiyle
başlayan ve Halkevlerinin kapanışı olan 1951 yılları, ikinci bölüm
1955'de Yapı ve Kredi Bankası tarafından kurulan Türk Halk Oyunlarını
Yaşatma ve Yayma Tesisi'nden 2000 yılı arasıdır.
DÖNEM
Rıza
Tevfik (Bölükbaşı)'nın Raks adlı makalesi Türk Halk Oyunlarının
başlangıç tarihi olarak kabul edilmesi, ayrıca sözkonusu makalenin hala
güncelliğini koruması yönünden önemlidir.
Beden eğitimi
öğretmeni olan Selim Sırrı Tarcan'ın çeşitli zeybek figürlerinden
yararlanarak yaptığı ve kendi adını verdiği Tarcan Zeybeği'ni okullarda
öğrencilere öğretmesi, ayrıca öğrencilerini sahneye çıkarması ve
Türkiye'de ilk uygulama olması, daha sonra ulu önder Atatürk'ün
huzurunda 14 Ekim 1925 yılında İzmir Kız Öğretmen Okulu öğrencileriyle
oynaması, Türk Halk Oyunları için bir dönüm noktası olmuştur.
Atatürk Selim Sırrı Tarcan'ın bu yeteneğini gördükten sonra Zeybek oyunlarının yaymakla görevlendirilmiştir.
Diğer
bir önemli konu, 1926 yılında İstanbul Belediyesi Konservatuarı'nca
düzenlenen Halk Müziği Derleme Gezilerinde halk oyunlarına da yer
verilmesidir. Halk oyunları konusunda ilk derleme çalışması bu gezide
yapılmıştır.
I
Kasım 1927 yılında Ankara'da Anadolu Halk Bilgisi Derneği kurulmuştur.
Bu derneğin kurulmasıyla başlayan halk kültürü faaliyetleri günümüze
kadar aynı amaç, aynı duygu ve aynı heyecanla devam edegelmiştir.
Kurulan
bu dernek her ne kadar halk oyunlarımızla ilgilenmişse de 15 maddelik
tüzüğünde halk oyunlarına "Raks" adı altında bir ana madde olarak yer
verilmiştir. Ancak, ilk kurulan dernek olması bakımından önem
arzetmektedir.
15.8.1929 yılında İstanbul Belediye Konservatuarı
adına Yusuf Ziya Demircioğlu, Mahmut Ragıp Gazimihal, Abdulkadir İnan,
Ferruh Arsunar'dan oluşan halk müziği derleme ekibi aralarında bulunan
bir sinema operatörü aracılığı ile Trabzon, Rize, Erzincan, Erzurum
illerinin halk oyunları filmle saptandı. Halk oyunlarımızın ilk defa
bilimsel nitelikte filme alınması bakımından halk oyunlarımız yönünden
çok önemli bir olaydır. Çünkü, 1968 yılına kadar halk oyunlarımız
filmle tesbit edilememiştir. Bu filmin Marmara Üniversitesi'ne bağlı
Sami Şekeroğlu Sinema TV Merkezinde olduğu söylenmektedir. Ama bu
filmler hala seyredilememektedir.
Halk oyunlarımız açısından bu
dönemin önemli olaylarından birisi de Atatürk'ün 19 Şubat 1932 yılında
kurduğu Halk Evleridir. Çünki, bu zamana kadar yapılan çalışmalar
dağınık bir biçimde idi. Halk evlerinin kurulmasıyla halk oyunlarımızın
belli bir disipline alında ve teorik çalışmalara başlandı. Bu
çalışmalar bütün illere yayıldı. Her ilde halk oyunları ile ilgili
topluluklar kuruldu. Derlemeler yapıldı.
Bir diğer önemli olay
da Eylül 1935 yılında Atatürk'ün huzurunda da İstanbul'da "Beylerbeyi
Balkan Festivali" yapılmıştır. Bu festival Türkiye'de düzenlenen ilk
uluslar arası halk oyunları festivalidir. Yurdun dörtbir yanından gelen
halk oyunları toplulukları ile Balkan ülkelerinden gelen (Arnavutluk,
Bulgaristan, Romanya ve Yunanistan) halk oyunları toplulukları
katılmıştır. 1936 yılında (Ağustos) 2. Balkan Festivali yapılmıştır. Bu
olay da ülkemizdeki festivallerin başlangıcı olması bakımından
önemlidir.
Bu dönemde yayımlanan önemli kitap ve süreli yayınlardan kısaca bahsedecek olursak:
1941 yılında Vahit Lütfi Salcı (Vahit Dede)'nın Gizli Türk Dini Oyunları
Selim Sırrı Tarcan'ın Halk Dansları ve Tarcan Zeybeği (1926) ile Yeni Zeybek Raksı (1948)
Kasım Ülgen'in 3 Ciltlik Doğu Anadolu Oyunları ve Havaları (1944)
Osman Bayatlı'nın Zeybek Oyunları ve Havaları (1942)
Numan Sırrı'nın Erzurum Oyunları ve Havaları (1942)
Süreli
yayınlar olarak çıkan - Halk Bilgisi Haberleri, Halkevlerince
çıkartılan Ülkü (Folklor Pastası), Türk Folklor Araştırmaları (Ağustos
1949 - Aralık 1979)
Burada Kasım Ülgen'in Doğu Anadolu Oyunları
ve Havaları adlı Türk Halk Oyunları kitapları, konusunda yapılan önemli
yapıtlarındandır. Çünkü, Kasım bey kendine özgü bir yöntemle
oyunlarının hareketlerini özellikle ayak hareketlerini çizimle
anlatmıştır. Yani, Kasım Ülgen ülkemizde ilk defa halk oyunlarımızın
hareket notasyonunu yapmıştır.
Süreli yayınlardan en önemlisi
olan Türk Folklor Araştırmaları Dergisi, Ağustos 1949'da yayın hayatına
girmiş ve İhsan Hınçer'in vefatına kadar (Aralık 1979-30 yıl) devam
etmiştir. Bu dergi ülkemizde halk kültürü alanında yayın hayatını en
uzun süre ili devam ettiren tek halk kültürü dergisi olma özelliğini
göstermesi bakımından önemli sayılmaktadır. Dergi de halk oyunlarımız
hakkında bilgi veren değerli makaleler yayınlanmıştır.
DÖNEM
1951
yılında halk evlerinin kapanmasından sonra halk oyunları toplulukları
sahipsiz kalmış ve dağılma tehlikesiyle karşı karşıya kalmıştır. Ancak
1955 yılında Yapı ve Kredi Bankası bu kültür hizmetini üzerine
almıştır. Türk halk oyunlarını yaşatabilmek amacıyla "Türk Halk
Oyunlarını Yaşatma ve Yayma Tesisi"ni kurmuştur.
Bu kuruluş
sayesinde 14 yıllık çalıma sonucunda binlerce halk oyunu yerinde
görülmüş, yazılı ve görsel malzemeler elde edilmiştir. 1600 oyun adı
tespit edilmiştir. Ayrıca bu tesis sayesinde 1961 ilk defa halk
oyunları semineri yapılmıştır. Yine bu tesis sayesinde 1968 yılında
Milli Eğitim Bakanlığı, TRT işbirliğinde halk oyunlarımız filme
alınmıştır.
Bu dönemde halk oyunları topluluklarımız yurt
dışında düzenlenen uluslar arası festivallere katılmaya başlamıştır.
1950 yılında Muzaffer Sarısözen'in başkanlığında halk oyunları
topluluğu İtalya ve İspanya'ya gitmiştir. Bu başlangıç, yani yurt
dışına çıkış - Türk Halk Oyunlarının yayılması, derneklerimizin
çoğalması yanında gençler için cazip hale gelmiş, onlar için özendirici
bir alan oluşmuştur.
Dolayısıyla
da halk oyunlarımıza ilgi giderek artmıştır. 1963 yılında yeniden
açılan Halkevleri ile birlikte halk oyunları çalışmalarına başlanmış,
dağılan topluluklar tekrar bir çatı altında toplanmıştır.
16.5.1966
yılında Millî Eğitim Bakanlığı bünyesinde Millî Folklor Enstitisü
kurulmuştur. Bu suretle halk kültürü çalışmaları ilk kez devlet
tarafından ele alınmıştır. Folklor Enstitüsü'nün kurulmasından sonra
üniversitemizde Halk Bilim Kürsüleri kurulmuş, konuya hizmet edecek
birçok genç bilim adamı ve uzman yetiştirmiştir.
Daha sonra,
1984 yılında İ.T.Ü'de Türk Musikîsi Devlet Konservatuarı'nda Türk Halk
Oyunları Bölümü açılmıştır. Daha sonraları Ege Üniversitesi'nde
Gaziantep Üniversitesi'nde, Devlet Türk Musikîsi Konservatuarı, Türk
Halk Oyunları Bölümü kurulmuştur. Dolayısıyla, Halk Oyunlarımızın
üniversitelerimizin bünyesine girmiş ve bilimsel metot-tekniklerde
öğretilmeye başlanmıştır.
1967 yılında Turizm ve Tanıtma Bakanlığı'nca, Halk Oyunları Yarışmalarının tekrar başlatılmış olması da, bu dönemdeki halk oyunlarımızın adına önemli olaylardan biridir. Bu yarışmayı takiben Milliyet Gazetesi'de lise ve dengi okullararası halk oyunları yarışması yapmaya başlamıştır. 1978 yılında da Gençlik ve Spor Bakanlığı, dernek, kurum ve kuruluşlar, üniversitelerarası halk oyunları yarışmaları düzenlenmiştir.
Daha sonraki yıllarda Millî Eğitim Bakanlığı, Kültür Bakanlığı, Gençlik ve Spor Genel Müdürlüğü halk oyunları ile ilgili yarışmaları yapmaya devam eden devlet kuruluşları olmuştur.
Bu dönemde de halk oyunlarımız konusunda yeterli yayın yapılamamıştır.
Sonuç
1900
yılından günümüze gelinceye kadar geçen zaman diliminde çeşitli evreler
geçiren halk oyunlarımızla ilgili önemli çalışmaları bize verilen süre
içerisinde aktarılmaya çalışılmıştır.
Halk oyunlarımız konusunda
yapılan bu çalışmalara saygı duymak gerekir. Bu çalışmalar yapılmamış
olsaydı, halk oyunlarımızı yeterince öğrenmemiz mümkün olamayacak ve
gelecek kuşaklara aktaracağımız bilgi ve belgeden yoksun olacaktık.
Yapılan
bu çalışmalar Türk Halk Oyunlarının temelini oluşturan bilgi ve
belgelerdir. Ancak, bu bilgi ve belgelerle yetinmememiz gerekmektedir.
Aldığımız bu emaneti koruyup, inceleme ve değerlendirmeler yaparak,
halk oyunlarımızın layık olduğu yere getirmek azmi içinde olmak
gerekmektedir.
Halk oyunlarımızla ilgili birçok sorunlar vardır.
Bu sorunların bir an önce çözülmesi gerekir.
Nedir bu sorunlar?
-Bilim adamı ve uzman sayısının arttırılması,
-Derleme ve araştırmaların tamamlanması,
-Eldeki malzemelerin analizlerinin yapılması,
-Terminoloji sorununun çözümlenmesi,
-Yayınların fazlalaştırılması,
-Tür konusunun açıklığı kavuşturulması,
-Tasnifinin yapılması,
-Notasyon yazımının biran evvel başlatılması,
-Halk oyunları atlasının çıkartılması,
-Yarışmalara bir düzen getirilmesi,
-Halk oyunları sözlüğünün yapılması.
gibi sorunların çözümlenmesi gerekmektedir.
Halk oyunlarımızı bilimsel bir ortama getirmek ve üzerinde çalışmalar yapabilmek için TÜBİTAK gibi özerk bir "Halk Oyunları Araştırma Enstisüsü"nün veya "Halk Oyunlarını Araştırma Merkezi"nin kurulması gerekmektedir.
Halk oyunları ile ilgilenen bilim adamı, uzman ve araştırmacıların bir çatı altında toplanması, elde edilen bütün bilgi ve belgelerin bir merkezde toplanması ile halk oyunlarımız küreselleşen dünyamızda layık olduğu yere gelebilecektir.
Bu sözlerimin ütopik olmadığını düşünüyorum. Bayrağı bizden sonra teslim alacak bilim adamı, uzmanlara ve gençliğe güveniyorum.
Ahmet ÇAKIR ( Türkiye ),
Yayımlandığı Yer : I. Uluslararası Atatürk ve Türk Halk Kültürü Sempozyumu Bildirileri