Halk müziği, halk eğitiminin en güçlü araç ve yardımcılarından biridir. Bütün Dünya bugün kendi halk müziğine çok değer vermektedir. Çünkü eğitim ondan büyük ölçüde yararlanmaktadır. Bu yüzdendir ki halk ezgilerinin eğitsel, estetik yönden kontrolden geçirilmesi mutlaka gereklidir.
�Türk� ü seven türkü söyler � değerli hocamız Muzaffer sarısözen�in bu sözleriyle başlamak isterim nedir peki türkü? Türkülerimiz gerek ezgileri,gerekse sözleriyle milli kültürümüzün özünü teşkil eden halk kültürümüzü ( folklorumuz ) en zengin, sanat yönünden de en seviyeli ürünleridir.Milletimiz ; acılarını sevinçlerini,kahramanlığını sevgisini nefretini hoşgörüsünü türkülere dökmüştür.Çeşme başında su dolduran sevgiliye mani atmış,
çöğür şairlerinin saz şairlerinin deyişleriyle coşmuş, bir bozlakta gurbet acısını yaşamış ve tüm bu yaşadıklarını türkülerde dile getirmiştir.
Aşık Veysel�in deyişiyle � Türk�üz türkü çığırırız�. Türkülerde milletimizin tarihini, kültürünü, bütün yönleriyle bulmak mümkündür.Vatan sevgisini millet ordu sevgisini, anne baba evlat sevgisini türkülerimiz vasıtasıyla gönlümüze dolar.( Turhan,S. Dökmetaş.K. Çelik,L 1996:s: sunuş )
Türküler genellikle bir olay ya da bir duygulanma sonucunda ortaya çıkmaktadır.Bu duygulanmalar gerçek olabileceği gibi sılaya özlem duygusuda olabilmektedir.Kimi mezhep ve tarikat, gelenek ve törenler için çeşitli adlar alan türkülerde vardır.
Önceleri kişi yaratmalarıyla ortaya çıkan türküler, anonimlik sürecini tamamladıktan sonra toplumun malı olurlar.İlk yaratıcı kişinin malı iken duygu ve düşünce yönünden halkı ilgilendirirse, o zaman ağızdan ağıza dolaşmaya başlar.
Türküler yaşanılan olaylara, olayların geçtiği coğrafi bölgeye ve konularına göre değişiklikler göstermektedir.Bu değişiklikler bölgeden bölgeye, şehirden şehire, hatta ilçeden ilçeye bile görülmektedir. Görülen bu değişim türkülerin ritmlerinde, usullerinde, ses genişliklerinde, ezgi yapılarında, konularında ve yörelere göre değişen ağız yapılarında görülmektedir.� Tavır � dediğimiz bu farklı anlatım tarzı halk müziğimizin ne kadar zengin olduğunu göstermektedir.
Genellikle � uzun hava � ve � kırık hava� formunda yakılmış olan türkülerimizin bir bölümü ise, her iki özelliğide göstermektedir. Bunlar: ya belirli bir ölçü, ritm ve ezgi yapısı içersinde belirli kurallara göre seyreden � kırık hava � veya belirli bir ölçüsü ve ritmi olmayan fakat belirli bir ezgi yapısı içerisinde kurallara göre seyreden � uzun hava � formundadır.
Biçim ve konu bakımından türkülerin gelişmesinde saz şairlerininde katkıları olmuştur. Daha önceleri sekiz heceli semailer biçiminde okunan türküler, Karacaoğlan, Aşık Ömer, Gevheri, Aşık Kerem, Aşık Veysel, Aşık Sümmani, Aşık Davut Sulari gibi ünlü saz şairlerince geniş bir biçimde ele alınarak işlenmiştir.
Türkülerimiz ana sütü gibi saf ve temizdir. Yakılan türküler de halkımız dertlerini bazen canlıları bazende gerçekte olmayan fakat olduğunu var saydığı varlıkları sembol olarak kullanmış ve bu varlıkları dolaylı yollardan anlatmıştır.Çoğu zamanda dertlerini gökte uçan kuşa anlatmış, onlara umut bağlamış, onlardan vefa beklemiş, sılaya haberleri onlarla göndermiştir.
Halk kültürümüzün önemli yapı taşlarından birisi olan � halk türkülerimiz � bu yönüyle yoğun bir duygu birikimine sahiptir.
Türkülerimizin icrası sırasında kullanılan halk sazlarımızda oldukça zengin ve çeşitlidir. Zaten ülke müziğinin karakteristiğini meydana getiren unsurların başında o ülke müziğinin ses sistemi sonrada çalgıları gelir.
Türk orgonolojisi ( müzik enstrüman bilim ) sahasında bugüne kadar yapılan ilmi araştırmalar yeterli değildir. Geçmişte Türk Halk Müziğinin icrasında kullanılan çalgıların çoğu, günümüzde çeşitli sebeplerden dolayı kaybolmuştur.
Halk müziğimizin en önemli özelliklerinden biri de yaşadığımız toplumun geçmişi,
Geçmişteki yaşantısı, zevki, eğlencesi, geleneği, göreneği ve başından
geçen olayları, belirtmesidir.Bu açıdan türküler, sosyal ve tarihsel
önem de taşımaktadırlar.
Yaşantılar
sonucu yakılan bir türkü dilden dile, telden tele, ustadan çırağa,
babadan oğula aktarılarak, toplumun zevk, düşünce, anlayış, algılayış
ve duygu süzgecinden geçmiş ve geçmişin kültürünü geleceğe aktarmada
önemli bir araç olmuştur.
Günümüzde teknolojinin, iletişim
araçlarının hızla gelişmesi, halk müziği konusunda yapılan çalışmaların
ve yayımların daha çok ve daha bilimsel olması gerekmektedir.
Geçmişin kültürü nasıl müzik yoluyla bize bugün aktarıldı ise bugünün müzik kültürünüde yarına aktarmak bize düşmektedir. ( Çakır,A . Yükrük,S . Öcal, M. Ozanoğlu,T . Aydaş,E 1996: s: 2 )
Karadeniz türküleri tümüyle halk müziğinin özelliklerini gösteren bu türün en belirgin özelliği, oyuna eşlik amacıyla üretilmiş olmalarıdır.Türü belirleyen en önemli öğe, 7/16, 7/8, 5/8� lik düzümlerin kullanılmış olmasıdır. Bunun yanında karadeniz kemençesi ve tulum zurna bu türü belirleyen çalgısal öğelerdir. Seslendirme sırasında kullanılan ağız ve özellikle bağlama türü çalgılarla oluşturulan karadeniz tezenesi� de denilen tavır, türü oluşturan diğer öğelerdir.
Karadeniz halk müziğinin en önemli 2 çalgısı kemençe ve tulumdur.
TULUM: Üflemeli sazlar grubundandır.Çoğunlukla Doğu karadeniz de ( Rize, Artvin, Bayburt, Gümüşhane ) ve Trakya Bölgesi� nde kullanılan çift sesli bir halk çalgısıdır.Tulum horonların vazgeçilmez halk çalgısıdır. Tokum tulum, zurna diyede bilinir. Tulum oğlak derisinden yapılır.Kollarından birine çok 5 delikli çifte takılır. Derinin ayak tarafıda tahta boru ile kapatılır ki buna lülük adı verilir. Sanatçı buradan tulumun içine hava depo eder.Tuluma rapdedilen çiftenin her iki kamışında da 5� er delik vardır. Bunlar aynı ses ( ünisondur), ancak tulum çalmaya başladığında çift sesli bir müzik duyulur.ön ayağa beş perdeli kamış eklenir, arka ayak kısmına ise sipsi adı verilen ağızlık takılır.Melodi sipsi kısmında çalınır. Böylece uyumlu bir ezgi ortaya çıkar.
KEMENÇE: Doğu karadeniz
bölgesinin yaygın sazıdır. Genellikle tek olarak çalınır. Ritmi
kemençeyi çalan kişi, yayı ile tutar. Elde çalındığı için ayrı bir
kabiliyet ister.
Aynı anda çift ses çıkaran özelliği vardır. Üç telli olup şu kısımlarda meydana gelmiştir:
a) Sap
b) Gövde
c) Eşik
Yay ile çalınır, yörede çalgıların çoğu, ezgiye sözleri ile katılır.Mani tarzındaki türküler ve atma türküler bitmek bilmez. Aynı ezgi ile pek çok maniler söylenir. Yörede hiciv sanatı çok yaygındır.( Ay, G 1999: s: 147-148 )
Deniz, hamsi, ve mısır ekmeği Karadeniz Bölgesi� ni sembolize ederler. Buna kemençeyi de ekleyebiliriz.Trabzonda bağlama da yaygındır.Aşık havaları, Emrah, Kerem, Sümmani, Aşık Ömer� den deyişler, uzun havalar, Karşılıklı deyiş söyleme gelenekleri vardır. Yönin � atma türküleri �, dörtlüklerden kurulu atma türküleri, dörtlüklerle başlayıp ikililerle süren atma türküleri, üçlüklerden kurulu atma türküleri, ikiliklerden kurulu atma türküleri olmak üzere dörde ayrılmaktadır.Kadın horonlarında def, fincan, erkek oyunlarında ise davul, zil, zurna çalındığı görülmektedir.Kadın horonları erkek horonları kadar hızlı değildir.
Giresun�
un halk çalgıları, kemençe, davul, zurnadır. � Giresun Karşılaması� ve
�Metelik�, yörede yaygın olarak oynanan iki oyundur. Yörede �tamzara�
bir uzun hava türüdür.İç kısımlarda horondan halaya doğru geçilmektedir.
�Halay, kafkas,horon� tütü oyunların görüldüğü Ordu� da �Ordu Karşılaması�
�Metelik� karakteristik iki oyundur.Bazı köylerde oyunlar karışık
olarak oynanmaktadır.Yöre çalgıları davul, zurna, kemençe ve
kavaldır.yrılık ve hasret türkülerinede rastlanmaktadır.Özellikle
fındık toplama zamanlarında söylenen manili türküler, yöre müziğine
ayrı bir güzellik vermektedir.
Rize� de manili söylenen türkülere � Karşılama türküleri, atma
türküler, karşıberi, türkü, kesme türkü� denmektedir. Kemençenin
yanında tulum da kullanılır. Horonlar kadın erkek ayrı oynanmaktadır.
Horon ve bar türü oyunların görüldüğ Artvin�de tulum kullanılır.
Oyunların bir kısmı türkülüdür.Erkek oyunları canlı ve hareketlidir.
Oyunlara davul, zurna, garmon, mey, çerkez mızıkası, akordeon eşlik
eder.Uzun havalara pek rastlanmaz.
Samsun� da � karşılama, halay, horon� türü oyunlar görülür. Gümüşhane� de ise � bar, ve horon � türü oyunlar görülmektedir. � Mehmet Turan barı, Sarıkız, Köstek, Sarhoş Barı� tanınmışlarıdır. Erkek ve kadın barlarıda vardır. Arları Erzurum barlarına göre daha hareketli ve yumuşaktır. Oyunlarda el çırpmak, oyuna çoşkunluk vermek içindir.Yörenin � Şiran Semahı� ünlüdür.( Ay, G 1999: s:171- 172 )
POP NEDİR?
Masada üretilir, her yerde tüketilir,Adamı zenginde eder,
rezilde...Ayağa düşürür, bugün gelir yarın kaçar, bazen ilelebet
payidar kalacağı tutar.
Pop bunların hepsi birden belki.Pop genellikle masada üretilir. Ama 5.
senfoni de bir ara pop olmuştu.Reha muhtar, jenerik müziği yaptığından
beri Carmina Burana da pop.
TERİM OLARAK POP
Pop, popülerin kısaltılmışı olduğu için bir çok zaman bu iki terim aynı
şeyi anlatır.Ancak pop daha çok, daha hesaplı kitaplı ve gençleri
hedefleyen bir müzik türü için kullanılır.Popüler müziğin ise sınırları
daha geniş ve muğlaktır.Bu yüzden bugünkü karadeniz müziğindeki
değişime karadeniz pop müziği demek sanırım daha doğru olur.
1950� lerde özellikle gençleri hedefleyen bir müzikler dizisini
anlatmak için popüler müzik teriminden kısaltılarak pop müzik şeklinde
ABD� de müzik literatürüne girmiştir.Pop, daha sonra kısa zamanda bir �
market � olarak özel bir kimlik kazanır.Teen ager� lar başta olmak
üzere gençlere yönelen bu market, gençleri duygusallık, dans, çoşku
gibi unsurları gözardı etmeyerek � kafalamayı � kendine görev
edinmiştir.
Pop müzik, bütün popüler müziklerden yararlanılarak oluşturulmuş bir
türdür.Karadeniz pop müziğinde de Karadeniz halk müziğinden
yararlanılmaktadır.
Pop müzik için popüler müzik içerisinde; dansa gençlere, kolay
anlaşılır ve basit olmaya, gelip geçmeye uygun bir alt tür olduğu
söylenebilir.( Solmaz, M 1996: s: 9- 10 )
İngiliz teorist Raymond Williams 2 sayfa kitabında sadece bu popüler
kelimesinin anlamına yer vermiştir. 15. yy.� Da ingiliz kanunları ve
politikasında bu kelimenin ilk olarak kullanıldığını ortaya
çıkarmıştır. Bir kaç yüzyıl popüler kelimesi negatif anlamda bir terim
olarak kullanıldı.� Adi, kaba, terbiyesiz � gibi anlamlarda
kullanıldı.18. yy � da kullanım yaygınlaşmaya başladı. 19 yy � da ise
pozitif bir anlam kazandı, aydınlanma zamanından bu yana dürüstlük ve
güzellik olarak kullanıldı.Günümüzde ise kelime anlamı olarak daha çok
yığın olarak tanımlanır. (tüketilmeye hazır yığın ürünler anlamında
kullanılır.)
Popüler kelimesi ( oxford sözlüğüne göre ) ilk olarak 1573� de geçmiştir.
Burada da popülerin anlamı o dönemde � anlama, tad yada sıradan insanlar vasıtasıyla � anlamına gelir.
Popüler kelimesi müzikte ilk olarak 19. yy.�da kolay anlaşılır müzikler için kullanılmıştır.
Sonradan
30� lu yıllara kadar müzikte pek kullanılmayan bu terim o gün bu gündür
neyi anlattığı anlattığı tam belirlenmiş olmaksızın kullanılmaktadır.
Başlangıçta popüler müzik, klasik müzik kitaplarına giremeyen her türlü
müzik için kullanılırken her türlü müzik için kullanılırken bugün işler
karışmıştır. Popüler müzik başlığı bu tarhten sonra; blues, caz, rock,
balad opera, brass band, kabare, country, dans müziği, folk,
gaspel,müzikaller, ragtime, skiffle, spritualler, swing gibi halka
malolabilmiş herşeyi içerir.
Türkçeye pop kelimesini, daha doğrusu � Türk popu � teriminin
yerleşmesi ise yirmi yıldan kısa bir zamana denk düşüyor.
KARADENİZ POPU BİR TÜKETİM KÜLTÜRÜDÜR.
Pop müzik, pazarlanabilir unsurlarla, yani metalarla uğraşan bir
popüler kültür ürünü, tüketim kültürüdür.Pop müziğin her şeyden önce
bir tüketim toplumuna ihtiyacı vardır.Oysa Türkiye�de 80� lerin
ortalarına kadar cam silinen su saklanıp yer siliniyor, sonra da onunla
yerler siliniyordu.Bugün ise � atmak � neredeyse Batı�daki kadar
kolaylaşmıştır.
Türkiye�nin bir tüketim toplumu olabilmesi için başlatılan sistemli
operasyonu Özal yönetti. 80� lerde Özalla birlikte toplumu bir tüketim
histerisi aldı( Solmaz, M 1996: s:12 ) Bu durum bütün sektörlere
yansıdığı gibi müzik endüstrisinede yansıdı.Dolayısıyla çabuk tüketim
ve kolay anlaşılır müzik tarzı pop tan karadeniz müziğide payını aldı.
Eğlence sektörünün en önemli bölümlerinden birisi pop müziktir.
Karadeniz müziğinde yapılan bu değişiklikte her popüler müzik tarzında
olduğu gibi bir çok kişi tarafından daha cazip gelir.Bunu en önemli
sebeblerinden biri anlaşılması daha kolay olmasıdır.İnsanlara eğlence
için istedikleri sunulmaktadır ve ticari olarak bunun sonucunda büyük
gelirler elde edilmektedir.Bu arada gündem oluşturmayı birincil görev
haline getiren medya da bunu destekledi.Bu arada kesin olan bir başka
şey, halkın tüketme histerisini karşılayacak kaynağının olmaması büyük
bir sorundur.
.Müzik sektöründe bu durum eski geleneksel müziğimizin değiştirilerek farklı şekillerde tekrar tekrar pişirilerek önümüze yeni bir müzik tarzıymış gibi sunularak çözülmeye çalışılmıştır. Karadeniz halk müziğinde de yapılan aynen budur.
HALK MÜZİĞİ VE DOLAYISIYLA KARADENİZ HALK MÜZİĞİ NASIL POP OLDU?
Pop müziklerde halk müziklerde neticede halkın müzikleridir.Ancak
aralarında ciddi farklar vardır.Pop müzik, meta olarak tüketilen bir
popüler kültür ürünüyken, halk müzik, halkın kendiliğinden ürettiği
folklor ürünleridir.
Aslında bu sebeblerden biri
seslerin zamanla kayıt edilebilmesi diyebiliriz.Görünüşte ses kayıt
edebilme ve manyetik bantların ortaya çıkışı halk müziğinin daha geniş
kitlelere ulaşmasını sağlaması olarak düşünülse bile bu durum halk
müziğine ve dolayısıyla karadeniz halk müziğine tam tersi bir etkite
bulunmuştur.Seslerin kayıtla çoğaltılabilmesinden itibaren halk
müzikleri büyük oranda ölmüş, yerini pop müzikler almıştır. Halk
müzikleri kulaktan kulağa taşınırdı, bugün dağıtım ağıyla
taşınıyor.Halk müziği üreten ve dinleyen aşamasında herkese ait olanı
anlatır. Oysa popun bir sahibi vardır ve tüketim aşamasında satın alana
aittir.Bugün manyetik bantların icat olması ve yaygınlaşması nedeniyle
halk müziğinede sahip bulunmuş ve pazarlanabilir olmuştur.
Herşeye rağmen inatla yürüyen ve bozulmamış geleneksel müziklere Batı
haricindeki ülkelerde rastlamak mümkündür.Hindistan bu konuda çok güzel
bir örnektir.Bu sofistike müziğinde elbette kayıtları var, ancak
geleneklerine bağlı insanlar, şimdilik her türlü sektörden uzak
duruyor.Bu geleneklerin önde gelen isimleri Hint müziğinin dünyaca
ünlenmiş Zakir Hüseyin, Ravi Şankar gibi isimlere çok soğul bakıyorlar.
Burada gerçektende Hindistanda yaşayan binlerce Ravi Şankar düzeyindeki
müzisyen olmasına karşın geleneklerine olan bağlılıklarından dolayı
kabuklarından çıkmıyor.
Bir
başka sebeb ; Müzik zevkten önce kültür meselesidir ve gelişmiş bir
müzik kültürü için zamana ve paraya ihtiyaç vardır.Ayakkabısında ki
deliği düşünen bir insanın yüksek kültür ürünü olan müzikle pekte
ilgilenmesine olanak yoktur.Bu insan, büyük bir olasılıkla, tek
eğlencesi olan televizyon ve radyoda yada eşinden dostundan
duyduklarını dinleyebilir.Tabiki medyada bunun en önemli sebeplerinden
biridir.Kitle iltişim araçlarının kendi yapay gündemlerini
oluşturmasından vazgeçmediği ve müziğin kendiliğinden gelişimine fırsat
vermediği sürecede bu durum devam edecektir.
En önemli nedenlerden biride, Türkiye�de kültür yorumcullarının Popüler
yazılar yazamaması, halkın ulaşabileceği kanallarda kültürle ilgili
kapsamlı tek bir değerlendirme yazısına ya da ( televizyon ya da radyo
için ) konuşmasına bile
Ulaşmaya olanak yok.
Özetle kültür konularında Türkiye � de kitleleri tereddüte
sevkedecek, gördüklerinden, sunulandan � başka� şeyler de olduğundan,
olabileceğinden haberdar edecek tek bir kanal bile yok. Türkiye � de
sanat hala elite ait görülüyor oysa sanat sokağa ve halka aittir.
KARADENİZ HALK MÜZİĞİNİN DEĞİŞİMİ
Bugün halkın sesi olan halk müziğimizin bazı kesimler tarafından niteliklerinde değişiklikler yapılmaya çalışılmaktadır. Bu da halkın layık olduğu kaliteyi önemli ölçüde düşürmektedir. Ülkemizin geleneksel müzik yönünden en zengin yörelerinden biri Karadeniz Halk Müziği�nde de ne yazık ki bu değişiklikler yapılmaktadır. İcrada mükemmeliyetten uzak sözlerde ve estetikteki bozukluklar üstelik eğitsel hiçbir değeri olmayan bu tarz halka kötü zevkler aşılamaktadır. Elbette ki halk müziğimizin ezgilerinden yararlanarak sağlam eserler yaratmak mümkündür (Enstrümantal topluluklar, folklorik operalar ve benzeri). Fakat halk ezgilerini alıp yozlaştırmaya çalışmak ciddi bir sorundur.( Tanses, H 1997: 10,11,12 )
Karadeniz Müziği içerisinde birçok türler vardır. Horon, karşılama, atma,
sürmeli, seyran, fingil ve benzeri. Özellikle Doğu Karadeniz
Bölgesi�nde mani atma şeklinde yapılan, belli bir konu üzerinde
irticalen söylenen maniler bir kemençe, kaval ve tulum eşliğinde çok
bildik melodilerle (o yörede çok bilinen) seslendirilir. Bunlar
seslendirilirken genellikle oyun ve eğlence ön planda olduğu gibi
birilerine söz söyleme, cevap verme, taşlama gibi amaçları vardır. Bu
nedenlerden dolayı mani atma geleneği içerisindeki sözleri ve
melodileri ,yörenin icracıları çok kolay bir şekilde irticalen çalıp
söyleyebilmektedirler. Genellikle bunların içerisinde çoşkulu melodi ve
sözler vardır. Çoğunlukla eğlence ortamlarında yapılan bu tarz
günümüzde pop alt yapılarıyla, üzerine sadece bir kemençe sesi
kaydedilerek kolaylıkla yapılabilmektedir. Alt yapılara bakıldığında,
hareketli dansları içeren bu müzik formu üzerinde bir kemençe sesi veya
zurna, kaval gibi enstrumanlarla bu bildik melodilerin icrası mani atma
geleneğindeki sözler güncelleştirilerek karadeniz ağzıyla okunmaktadır.
Bu yapılan da aslında Karadeniz Pop�udur. Ne yazık ki bu da türküleri
geliştirmek değil değiştirmektir.
Popüler karadeniz müziği geniş kitlere belki hitap etmeyi başarmıştır ,bunun sonucunun tek yararıda bu müzik türünden bi haber olanlara azda olsa karadeniz müziği ritminin farkında olmadan öğretmesi yatmakla beraber, icra geleneğinin ve söz söylemenin de bir dejenerasyonu söz konusudur. ( Kurt, İ : 2003 )
Sanatın gerçek sahibi kitlelerdir. Bütün insanlar yaratıcıdır. Oysa günümüzde bu yaratıcılığı kitle iletişim araçları öldürmektadir.
Eskiden her evde bir müzisyen varken bugün
çoğumuz pasif biraz izleyiciyiz.Elbetteki ürünü kitlelere beğendirmek
içinde sanatçının kendini sınırlamaya yada zorla basit ürünler vermeye
de çalışmaması gerekir.
Halk dünyanın hiç bir yerinde yüksek sanata alışkın olmamıştır. Ama yüksek sanat hep halk sayesinde varolabilmiştir.Daha önce yapılmış olan � halk türkülerini batı sazlarıyla yorumlama� ( 1960 ve 70 li yıllarda ) o dönemlerde bu yapılan müziğe �Anadolu pop � denmesinden sonra sanırım daha çok yakın bir zamanda yaklaşık 3-4 yıl kadar önce başlayan Karadeniz halk müziğininde yapılan değişimede karadeniz pop müzik terimini burada kullanmak yerinde olur. Türkiye�de bu tarz müziği en çok kullanan ve gündeme getiren kişilerden biri Davut Güloğludur.Son yaptığı çalışma tarzıda karadeniz ağız� ını ve ritimlerini kullandığı bestelenmiş parçalardır.
SONUÇ
Ne yazık ki Karadeniz pop müziği toplumsal yapının bugünkü sonucudur.Ne olduğu
belirsiz bu müzik türü özellikle gençlerde çürümeğe yol açmaktadır.Geleneksel halk müziğinin sınırlarını gevşeterek yozlaştırmakta, sanat tekniğine ve estetiğe zarar vermektedir.Dikkat edilirse, popüler müzikte yozlaşmanın içinde bulunanlar genç nesillerdirki � yaşları 25 civarındadır � buda geleceğimizde önemli ölçüde yozlaşma demektir.(Kaygısız, M 2000: 389, 390)
Adsız kahramanların yarttıklarını bu halka ve gelecek nesillere doğru olarak iletmemiz kutsal bir görevdir.Elbetteki türkülerimizi geliştirmekte görevimizdir, ancak bazı sanatçılar ki onlara sanatçı demeğede pek dilim varmıyor, geliştirmekle değiştirmek arasındaki farkı henüz kavrayabilmiş değiller.( sönmez, K: 2002 )
Aşık Veysel, o günlerden sanki bu günü görmüş gibi türkülerimizin yozlaştırılması hakkında şunları söylemiş; � Dağlarda bir çiçek olur , onu alır şehre getirirsin, güzel saksılarda güzel topraklar içinde yetiştirir geliştirsin,belki daha güzel bir çiçek olur ama o eski kokusunu bulamayız. � ( Alkan, E 2001 : s: 63 )
Aşık Veysel bütün bu söylemek istediklerimizi tek bir cümleyle nede güzel özetlemiştir.