AŞIK KEREM
Ünlü halk öyküsü "Kerem İle Aslı"nın kahramanlarından olan, Aşık
Kerem, gerçekten halk ozanlarının, saz ozanlarının geleneksel yapısına
uygun, çok duyarlı, yalın dille aşk deyişleri söylemiş bir ozan.
Yaşamıyla ilgili açık seçik bilgilerden yoksunuz. Birçok halk, saz ozanında
olduğu gibi. Birtakım söylentilere, olaylara, eldeki bilgilere dayanılarak
kimi sonuçlara varılabiliyor olsa olsa.
Bu konuda türlü söylentiler, varsayımlar var. Bunların Anadolu içinde
en yaygınını, kimi araştırmacılar Aşık Kerem'in yaşamı için geçerli sayıyorlar.
Öyküyü, söylentiyi kısaca özetleyelim:
Aşık Kerem, Isfahan Şahı'nın oğlu Ahmet Mirza'nın takma adıdır. Aşık
Kerem (Ahmet Mirza), Şah'a hazinedarlık yapan bir Ermeni keşişinin
kızı olan Aslı'ya vurulur, tutulur. Keşiş, dinsel ayrılık bakımından Aşık Kerem ile
Aslı'nın evlenmelerine karşı çıkar; ailesiyle birlikte gizlice kaçar.
İşte bu olaydan sonra da Aşık Kerem, alır sazı eline yollara düşer. Aşık Kerem'in, arkadaşı
Sofu'yla birlikte dolaştığı söylenir. Sonunda Kerem ile Aslı, Halep'te
karşılaşırlar. Halep Paşası'nın zorlamasıyla Aslı Kerem'e verilir. Ne
var ki, Keşiş, bütün zorlamalara karşın dinsel ayrılığın böyle bir birleşmeye
kesinlikle engel olması gerektiği inancında olduğu için Aslı'ya sihirli bir
giysi giydirir. Düğmeleri açıldığında kendiliğinden iliklenen bir giysi. Gerdek gecesi
Kerem, muradına bu yüzden erişemez. Yüreğindeki özlemle, aşk ateşinden yanar,
kül olur. Kerem'den çıkan alevlerle saçı tutuşan Aslı da Kerem'in ardından ölür.
Bu öykünün, 16. yüzyılda geçtiği varsayımından yola çıkılarak Aşık Kerem'in
bu yüzyılda yaşadığı kabul edilmektedir. Bu öykü, Anadolu, Azerbaycan,
Ermenistan bölgelerinde yüzyıllarca sürüp gitmiş; elbette, her yörede,
bölgede, söyleyenin dilinde, sazında yeni eklemeler ya da çıkarmalara uğramış
olabilir. Nedir ki, yaygın, etkin, yaşarlılığını yitirmemiş bir öyküdür bu.
Aşık Kerem de, bu coşkulu aşkın, tutkunun ustalıklı bir halk ozanıdır.
Özellikle Anadolu halkının özlemlerini, duyarlılığını, isterlerini içeren bu
şiirlerin bir bölümünün, doğrudan Aşık Kerem'in dilinden sazından çıkmamış olması da
düşünülebilir ama, bu acılı, tutkulu aşk şiirlerinin gerçek temsilcisi
olma hakkı, sanırız, Aşık Kerem'dedir.
ŞAKI BÜLBÜL ŞAKI BAHAR ERİŞTİ
Şakı bülbül şakı bahar erişti
Şakıyıp ötmenin zamanı geldi
Kırmızı gül budağına erişti
Koparıp kokmanın zamanı geldi
Benim sevdiceğim gelir naz ile
Bağrımı deliyor sitem söz ile
Kırmızı badeler çihe saz ile
Çağırıp içmenin zamanı geldi
Benim sevdiceğim ince bellidir
Gamzesinde siyah çifte benlidir
İçinde aşkı olan bellidir
Aşık aşk kılmanın zamanı geldi
Öksüz Kerem bunu şöyle söyledi
İndi aşkın deryasını boyladı
Selvi boylu bizi abdal eyledi
Sarılıp yatmanın zamanı geldi
::::::::::::::::
NİC'EDEYİM GÖNÜL SENDEN
Nic'edeyim gönül senden
Ben dönerim gönül dönmez
Bir yavruya düştü gönül
Ben dönerim gönül dönmez
Keklik gibi sekişinden
Elvan elvan nakışından
Bir harami bakışından
Ben dönerim gönül dönmez
Kaş oynadırsa gözünden
Beni isterse özünden
Aslı bir kafir kızından
Ben dönerim gönül dönmez
Yoluna koymuşum canı
Didemden akıttım kanı
Kerem sevdi Aslı Han'ı
Ben dönerim gönül dönmez
::::::::::::::
ADAMI HAYVANI TANIYIP BİLMEZ (Taşlama)
Adamı hayvanı tanıyıp bilmez
Vakıtlar gelende abdestin almaz
Ezanlar okunur namazın kılmaz
Camilere gider minber beğenmez
Günde seyyah eder dağ ile taşı
Aklına getirmez cehennem ateşi
Balta ile tıraş ederler başı
Şehire gelende berber beğenmez
İnsansız dağlardır senin otağın
Cahillik yoluna kaynamış yağın
Evinde bulunmaz bir kat yatağın
Kahvelere gider minder beğenmez
İçer rakıyı mest olam deyi
Konuşur eşekle dost olam deyi
İki söz bellemiş usta olam deyi
Kamiller önünde şiir beğenmez
Sefil Kerem çeker ah ile zarı
Ana yardım etsin Yaradan Barı
Acep kim getirmiş bu sert hımarı
Koparmış yuları urgan beğenmez
:::::::::::::::
GURBET ELDE YAMAN OLDU HALİMİZ
Gurbet elde yaman oldu halimiz
Sılaya varmaya nice çağlar var
Ah ederim elim erişmez yare
Aramızda yıkılası dağlar var
Ne yaman eğlenip kaldık burada
Dilerim Mevla'dan erem murada
Bana derler neyin kaldı sılada
Demezler ki bir ciğerim dağlar var
Bir yiğit düşünce kaldıran olmaz
Eyilik dururken kem demek olmaz
Bu kadar gurbette eğlenmek olmaz
Ne diyeyim ayağımı bağlar var
Bozulmaz mı alnındaki yazılar
Göz göz oldu yaralarım sızılar
Kerem'im der dinleyin hey gaziler
Derdin koyup benim için ağlar var
::::::::::::::::::
İŞTE KIRDIM PUTUM İLE HAÇIMI
İşte kırdım putum ile haçımı
Yedi yılda duydum senin acını
Şimdi nuş eyledim Hak Din ilacını
Aman Kerem beni rüsvay eyleme
Yedi yıldır ne getirdin başıma
Genç yaşımda ağu kattın aşıma
Sail oldum düştüm senin peşine
Zalim seni nice rüsvay etmeyim
Ne hikmettir ben murada ermedim
Hiç ömrümde böyle sevda görmedim
Kerem bana yar olduğun bilmedim
Aman Kerem beni rüsvay eyleme
Şimdi bildim Hak dinlerin ahdını
Taktırmadın kır atımın rahtını
Terk ettirdin Şah babamın tahtını
Zalim seni nice rusvay etmeyim
Aman Kerem sana kullar olayım
Çektiğin dertlere derman bulayım
Getir dört kitabı elim vurayım
Aman Kerem beni rüsvay eyleme
Beni destan ettin dilden dillere
Susuz ceylan gibi attın göllere
Ahir beni muhtaç ettin illere
Zalim seni nice rüsvay etmeyim
Allah için olsun beni kınama
Çünkü ol adular kondu haneme
Gönül ister saram seni sineme
Aman Kerem beni rüsvay eyleme
Hasret olan hasret muradın alır
Sanma ki bu ahım mahşere kalır
Benim çektiğimi bir Mevla bilir
Zalim seni nice rüsvay etmeyim
Aman Kerem bu sözleri atalım
Bal ile kaymağı bile katalım
Senin ile gizli sohbet tutalım
Aman Kerem beni rüsvay eyleme
Bu aşk beni üryan edip soymadan
Kerem hışma gelip cana kıymadan
Kalk gidelim ol adular duymadan
Aslı seni gayri rüsvay etmeyim
Ağa Kerem Paşa Kerem Han Kerem
Hasret Kerem Öksüz Kerem Kul Kerem
Aslı sana kurban olsun can Kerem
Aman Kerem beni rüsvay eyleme
:::::::::::::::::
BİR HAN KÖŞESİNDE KALMIŞIM HASTA
Bir han köşesinde kalmışım hasta
Gözlerim kapalı kulağım seste
Kendim gurbet ilde gönlüm heveste
Gelme ecel gelme üç gün ara ver
Al benim sevdamı götür yare ver
Erzurum dağları duman dildedir
Başım yastıktadır gözüm yoldadır
Aslı hayın yardır adam daldadır
Gelme ecel gelme üç gün ara ver
Al benim sevdamı götür yare ver
Erzurum dağları kardır geçilmez
Gizli sırlar her adama açılmaz
Ayrılık şerbeti zehir içilmez
Gelme ecel gelme üç gün ara ver
Al benim sevdamı götür yare ver
Felek sen mi kaldın bana gülecek
Akıttın göz yaşım kimler silecek
Kerem'e dediler Aslı'n gelecek
Gelme ecel gelme üç gün ara ver
Al benim sevdamı götür yare ver
:::::::::::::::::
IRMAK KENARINDA ESVAP YUYANLAR
Irmak kenarında esvap yuyanlar
Yuyup yuyup gül dalına serenler
Ceylan gibi tatlı cana kıyanlar
Allı gelin Han Aslı'ma benzersin
Yiğit senin sözün canıma okur
Arasam cihanda menendin yoktur
Gelin kız bir değil gayetlen çoktur
Var git oğlan aradığın değilem
Aramızda dalga vardır dal vardır
Başımızda türlü türlü hal vardır
Aslı'm gibi yanağında gül vardır
Allı gelin Han Aslı'ma benzersin
Yiğit sana bu söz namustur ardır
Halk içinde cihan başıma dardır
Ben hali değilem sahibim vardır
Var git oğlan aradığın değilem
Dua edin Kerem muradın alsın
Beni yardan ayıran tutuşsun yansın
Kimin yari isen mübarek olsun
Allı gelin Han Aslı'ma benzersin
Kaldır yiğit başın bakam yüzüne
Kurban olam ayağının tozuna
Sen kulak ver Urkiye'nin sözüne
Gel git oğlan ben Aslı Han değilem