Belgin Çoban
Erkan Oður, Turgut Alp Bekoðlu ve Ýlkin Deniz'den oluþan Telvin, ilk albümünü çýkardý. Tüm parçalar enstrümantal. Çok satmak gibi bir iddialarý yok ama bir istekleri var: Kendine biraz zaman ayýr ve dinle. Müziðimiz seni alýp bir yere götürürse bizim için yeterli...
"Bu entelektüel bir müzik deðil! Tamamýyla doðal, saf veya saf olmaya aday. Kapasitesi ölçüsünde bir müzik. Hiçbir iddiasý yok! 'O anda' üretme, cazýn kendisinde var. Hiçbir zaman bir iddia peþinde deðiliz. Gül açýyor mesela... Var mý bir iddiasý; 'ben çok güzelim, acayip kokarým'... Gerçek sanatçý da öyledir, hiçbir iddiasý yoktur, kendisi gibi, olduðu gibidir..." Müzisyen Erkan Oður böyle anlatýyor TELVÝN'i... Perdesiz gitarýn ustasý Erkan Oður'u büyük bir kesim 'Eþkýya' filminin müzikleriyle tanýdý. Aslýnda 45 yýldýr müziðin içinde. Son olarak 'Yazý Tura' filminin müziklerine imza atmýþtý. Telvin'i ise bilen biliyor çünkü fanatik bir dinleyici grubu var. Bilmeyenler için de iþte fýrsat... 95'ten beri birlikte konserler veren Ýlkin Deniz, Turgut Alp Bekoðlu ve Erkan Oður'un ilk albümü TELVÝN, geçtiðimiz hafta Kalan Müzik'ten çýktý. Albümü alýp da dinleyecek olursanýz, 'Ýyi ki almýþým' diyeceksiniz. Neden mi? Çünkü müzik baþlýyor ve akýyor. Gittiði yeri takip ediyorsunuz, düþünerek, duyarak... Týpký bu müziði yapan üç müzisyen gibi yeni melodilere 'merhaba' diyorsunuz. Çünkü bu albümde onlarýn bile yeni duyduðu; stüdyoda, o anda ortaya çýkan parçalar var... 'Nasýl yani?' mi diyorsunuz? Buyurun... Erkan Oður: Kendi müzik anlayýþýmýzý bir adým daha öteye götürebilmek için üçümüzün bir arada çabaladýðý müzik çalýþmasý bu aslýnda.
MÜZÝÐÝMÝZDE MASKE YOK!
* Nedir sizin müzik anlayýþýnýz?
E.O.: Bizim müzik anlayýþýmýz; anlatýmý olan, estetiði koruyan, çoðunlukla emprovize (doðaçlama) aðýrlýklý, kendisi gibi saf, bir iddiasý olmayan, pek de ticari metaya dönüþecek gibi görünmeyen, o anda üreyen, dürüst olan, maske takmayan bir müzik cinsi.
* Peki nereye gitmek istiyorsunuz?
E.O.: Daha da safýna, daha enerji verenine... Ýlkin Deniz: Aslýnda bir gün þöyle bir seviyeye ulaþacak diye bir þey yok. Bugün zaten ulaþmasý gereken seviyede. Sadece akýþkanlýðý var. Yani albümü dinleyeceksin, sonra konsere geleceksin ve baþka sürprizlerle karþýlaþacaksýn; belki albümdeki parçalarý tanýmayacaksýn bile biz çalarken, çünkü o gün farklý bir durumda çalýyoruz.
* Yani stüdyoya girdiniz, daha önce hiç hazýrlýk olmadan, o gün ne geliyorsa onu çaldýnýz?
E.O.: Bazý parçalar öyle çýktý. Telvin'in manasý icabý; halden hale geçerek müzik þekil aldý. Hayatýmýzýn kendisi gibi iþte... Sen biraz evvel dýþarýdaydýn, bir daha orada olmayacaksýn. Onun gibi bu müzik de baþlýyor, bir daha eskisi gibi kalmýyor. Bütün her þey öyle aslýnda...
* Albümdeki parçalarýn türü nasýl?
E.O.: Genelde folklorik çýkýþlý temalardan ve onlarýn ardýndan gelen doðaçlamalardan oluþuyor. Zaman zaman hiçbir müzik cinsine benzemeyen þekiller alabiliyor ama þapka çýkarabileceðin çeþitli formlara da dönüþebiliyor. Bu rock, caz, blues, Türk müziði ya da folklor olur...
* Kim, hangi enstrümaný çalýyor?
Ý.D.: Erkan gitar çalýyor. Ben kontrbasýn elektriði, bazen elektrik bas da çalýyorum. Turgut da davul çalýyor. Ama Turgut basa geçse, ben davula biz gene istediðimiz müziði yapýyoruz. Sadece ben basý daha iyi çalýyorum, o davulu... E.O.: Bir yerden sonra enstrümanýn önemi kalmýyor. Çünkü ortada bir atmosfer var...
* Yani ne oluyor, yükseliyor musunuz?
E.O.: Yükselme, alçalma deðil... Mesela senfoni orkestrasýný dinlediðinde oradaki flütü veya kemaný düþünmezsin. Ortada bulut halinde kocaman bir müzik vardýr, esas olan odur. Burada da onun gibi; enstrümanlar sinyali veriyor sadece.
* Evet anlayan bir kesim var ama herkes anlayabilecek mi müziðinizi?
E.O.: Anlaþýlmayý bekleriz tabii ama öyle bir iddiamýz yok.
Ý.D.: Yani sadece bu albümü alýp dinlerlerse olmaz, anlamaya çalýþýlýrlarsa olur.
* Bu albümde bir hit parçanýz var mý?
E.O.: Öyle hitlik bir durum yok. Ama sevdiðimiz ya da bizim için manasý, heyecan verici taraflarý olan, seçtiðimiz iki üç parça var.
Ý.D.: Ýki CD bu albüm, double CD. Biri akustik gitar aðýrlýklý, konserlerde kaydedilen sahne kaydý da var. Toplam 15 parça.
E.O.: Tek CD olacaktý ama ne birinden ne ötekinden vazgeçemedik. Belki 6 CD çýkacak.
Ý.D.: Aþaðý yukarý 150 saat kayýt var.
* Bu albüm için özel olarak hazýrladýðýnýz bir parça var mý?
E.O.: Bu albümde ortaya çýkmýþ müzikler var; O anda bizim de yeni duyduðumuz... Bir parçaya dörde kadar sayýp 'hadi' diye baþladýk.
Ý.D.: Bizim her konserimizde bir ya da iki tane hiç bilmediðimiz parça çalýyoruz.
* Genelde kim önce baþlar çalmaya?
E.O.: Sayýyoruz; bir, iki, üç, dört ve giriyoruz.
* Ayrý ayrý notalardan girmiyor musunuz?
Turgut Alp Bekoðlu: Olsa da güzelliði orada zaten...
Ý.D.: Ben Turgut'la 30 senedir çalýyorum, Erkan'la 25 senedir. Yani ne zaman gözünü kapayacaðýný biliyorum, çok iyi tanýyorsan birini oluyor. Yoksa olmaz bizim müziðimiz.
ARKAMIZDA BÝR ÖMÜR VAR
* Prova yok yani?
E.O.: Hollanda'ya North Sea Jazz Festivali'ne gittik. Ýlkin Amerika'dan geldi, biz buradan gittik. Orada 'merhaba' deyip çaldýk. Martta da Ýngiltere'de çalacaðýz, orada da ayný þeyi düþünüyoruz.
* Kulise döndüðünüzde 'Bunu çok kötü çaldýk!' dediðiniz bir parça oluyor mu?
T.A.B.: Bir þey gelmedi mi çalmýyoruz ki... Bir þey hissetmedik mi, bir paylaþým; aramýzda o anda bir titreþim yoksa müzik duymuyorsak, duyana kadar herkes susuyor.
* Müzik yapanlar boþuna mý uðraþýyor? Yani bir araya geldiniz, 'merhaba' deyip baþladýnýz, 'Buna müzik mi diyorsunuz?' diyen olmadý mý?
E.O.: Þimdiye kadar olmadý.
Ý.D.: Biz iki dakika da bir araya gelmedik ki. Arkamýzda bir ömür var. E.O.: Ben 45 senedir müzikle uðraþýyorum. Dokunsan müzik çýkacak.
* Memnun musunuz peki albümden?
E.O.: O anýn tasviri olduðundan kýymetli tabii. Az önce dedin ya; boþuna mý uðraþýyorlar diye. Þimdi bir organize, senfonik bir müzik vardýr; insanlar yazýp çizip uðraþýp yapýyorlar, ki o zaten öyle olmak zorunda. Birçok müzisyenin özlediði þey; bizim yaptýðýmýz aslýnda. Hani bir his vardýr, içinden gelen müziði yaparsýn, o çok kýymetlidir.
Belgin ÇOBAN | Sabah | 10 Ocak 2006